Yer yüzünde, İslâm'da ve Ka'be de ilk ezan
Image15 Haziran (622) İslâm’da ilk Ezan’ın okunduğu tarih olması münasebetiyle, “Yer yüzünde, İslâm’da ve Ka’be de ilk Ezan”dan bahsetmekte fayda var.

          Ezân-ı Muhammedî’nin yer yüzünde ilk defa ne zaman okunduğu hakkında, “şu kadar yıl önce gibi” bir tarih vermek elbette mümkün değildir. Ancak, ilk defa kim tarafından, ne vakit ve nerede okunduğu hakkında sağlam delîlimiz var. Muhbir-i Sâdık (getirdiği haberler hep doğru) olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.); Ebî Hüreyre (r.a.) tarafından rivâyet edilen bir Hadis-i Şeriflerinde; yer yüzünde ilk Ezân’ın nerede, ne zaman ve kim tarafından okunduğunu  şöyle haber vermektedir. “Âdem (aleyhisselâm) Cennet’den (yer yüzüne) Hind diyârına indirildi. (tek başına olduğu için) Yalnızlık duydu. Cebrâil aleyhisselâm indi ve o’na ezân okudu.  “Allâhü Ekber, Allâhü Ekber.  Eşhedü enlâ İlâhe İllAllah, Eşhedü enlâ İlâhe İllAllah. Eşhedü enne Muhammeden Rasûlüllah, Eşhedü enne Muhammeden Rasûlüllah). Âdem (a.s) dedi ki, “Muhammed (s.a.v.) kim? Cebrâil (a.s.) cevap verdi. “O senin oğullarından gelecek en son Peygamber”dir.               İSLÂM’DA İLK EZÂN        (15 Haziran 622, Medine-i Münevvere) Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Nübüvvet ve Risâletinin Mekke döneminde iken, azgın müşriklerin Müslümanlara baskı ve zulümleri sebebiyle ibâdetler gizli yapılıyor, namazlar tenhâ yerlerde edâ ediliyordu. Bu îtibarla, Müslümanları namaz ve ibâdet vakitlerinde bir araya toplamak için herhangi bir dâvet alâmetine ihtiyaç görülmüyordu. Medîne-i Münevvere’ye gelindiğinde, ilk günlerde önceki alışkanlıkla  Mü'minler namaz vakitleri yaklaştığı zaman bir araya toplanıp vaktin gelmesini bekliyorlardı. Fakat bir müddet sonra Müslümanlar çoğaldığı, Mekke'deki gibi mâniâlar olmadığı için cemâatin ibâdet mahallinde toplanması ve vaktin geldiğinin haber verilmesi için bir alâmete ihtiyaç hâsıl oldu. Allah Rasûlü (s.a.v.), Mescîd-i Nebevi'nin yapılmasından sonra, bu husûsu Eshâbıyla iştişâre etti. Bâzıları boru çalınmasını, bâzıları çan çalınmasını, bâzıları yüksek bir yerde ateş yakılmasını ileri sürdüler.      Bunlar, gayrimüslimlere benzerlikten kaçınmak için uygun görülmedi. Bu arada, Hazreti Ömer (r.a.) yüksek bir yerden nidâ olunmasını teklif etti. Bu fikir kabul edildi. Peygamber Efendimiz'in emriyle Hazreti Bilâl, namaz vakitlerinde "Esselât-ü Câmiatün (Cemaatle namaza)" diye nidâ etmeğe, seslenmeğe başladı. Bu hâl Ensârdan Hazreti Abdullah ibn-i Zeyd'in bir rü'yâsını gelip Rasûlüllah’a (s.a.v.) anlatmasına kadar devam etti. Nihâyet bu zâtın rü'yâsı ve bunu te’yid eden diğer bazı Sahabilerin de gördüğü rü'yâlar üzerine, Ezân-ı Muhammedî, günümüzdeki tertibi ile sünnet kılındı. Hazreti Bilâl'in sesi güzeldi. Rasûlüllah'ın emri üzerine Hazreti Bilâl, 15 Haziran 622 günü Ezân okumağa me’mur edildi ve İslâm’da ilk Ezân okunmuş oldu. Hazreti Bilâl (r.a.) Mescid-i Nebevinin yanıbaşındaki yüksek evin damına çıkar, tatlı sesiyle Ezân okur, Allâh'ın büyüklüğünü îlan ederek, Müslümanları namaza davet ederdi.        KA’BE-İ MUAZZAMA’DA İLK EZAN              Mekke-i Mükerreme fethedildiği gün, (3 Ocak 630, 20 Ramazan Cuma) Rasûlüllah (s.a.v.) tarafından Ka’be-i Muazzama’daki putlar bizzat temizlendikten sonra, burada da ilk Ezan, müezzinlerin pîri Biâl-i Habeşî (r.a) tarafından okunmuştur.. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Müezzini  Bilâl-i Habeşî (r.a.) İslâm tarihinde ve Müslümanların gönüllerinde unutulmaz ve ayrı bir yeri olan, fazîlet ve takvâ sâhibi  muhterem bir zâtdır. Anasının adı; Hamâme, babasının adı, Rebâh olup, künyesi Abdullah’tır. İslâm’ın ilk tebliğ yıllarında Ümeyye b. Halef’in kölesiyken iman ve İslâmla müşerref olmuştu. Kölelerden ilk Müslüman olan odur.Müslümanlığı bırakıp putperest olması için Ümeyye b. Halef zâlimi tarafından inanılmaz zulüm ve işkenceler görmüş, ancak aslâ inancından ta’viz vermemiştir. Hazreti Bilâl’ın (r.a.) insanlık dışı zulüm ve işgencelere  ma’ruz bırakıldığını öğrenen  Hazreti Ebûbekir (r.a.) tarafından satın alındıktan sonra hürriyetine kavuşturulmuştur.  

Yer yüzünde, İslâm'da ve Ka'be de ilk ezan  
 
İsim
Email