Dini açıdan Sakal-ı Şerif ziyareti
ImageLihye-i Şerîfe, Hilye-i Şerif, Hırka-i Şerif, Hırka-i Saâdet

Öncelikle ifâde ve tesbit edelim ki; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, Peygamber Efendimizden önceki bazı Paygamberlere ve Eshâbı Kirâmın büyüklerine âit mübârek eserlerden günümüze ulaşan ve “Mukaddes Emânetler” olarak ifâde edilen  eşsiz eserler asrında bulunan ve Osmanlı ecdâdımızın hürmet ifâdesi olarak “Lihye-i Şerîfe, Hilye-i Şerif, Hırka-i Şerif, Hırka-i Saâdet” gibi nezih ifâdelerle  ifâde ettikleri, büyük bir hürmet ve titizlikle muhafaza ettikleri kutlu eserleri ziyâret edip onlarla teberrük etmek (mübârek ve uğurlu saymak, bereketlenmek)  Allah’ın Şerîatına  (Kur’ân ve Sünnet hükümlerine) uygun olan güzel bir işdir. Teberrük; “Bereket talep etmek, hayır ve iyiliğe kavuşmayı ummak, hayır, bereket ve güzellik umulan şeylere kavuşulmak için bir sebebe sarılmak, onu vesile kılarak beklenen hayırlı sonuca ulaşılmayı talep etmek” manalarına gelir. Daha açık bir ifâde ile, “Allah’ın sevgili kulu ve Büyük Peygamberi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hürmetine, Cenâbı Hak’tan hakkımda hayır, bereket ve iyilikler diliyorum. Umduklarıma kavuşmayı, Peygamber Efendimizin şefâatını kazanmayı umuyorum. Şefâata nâil olmak ve umduğum başarıya ulaşmak için, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bu mübârek eserini vesîle kılıyorum”demektir. Teberrükten maksad; hâşâ!  “Bereketi, umulan hayrı ve başarıyı Peygamber (s.a.v.) yaratıyor, O veriyor” demek değildir. Çünki, her akl-ı selim sâhibi Müslüman kesin olarak inanır ki; hiç bir Peygamber veya  Peygamber vârisi Allah dostu evliyâ, hiç bir şeyi yaratamaz. Onlar sadece vesile ve sebeptirler. Her şeyi yaratan yalnızca Yüce Allahtır. Binâeanaleyh, bilinmelidir ki; Allah katındaki değerleri ve diğer insanlara olan üstünlüklseri sebebiyle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve diğer Peygamberlerimize âit “Lihye-i Şerîfe, Hilye-i Şerif, Hırka-i Şerif, Hırka-i Saâdet” gibi mübârek eser ve hâtıralar ile teberrük etmek, Kur’ân ve Sünnet hükümlerine uygun olan güzel bir işdir. Bu gibi kutlu eserleri hürmetle ziyâret etmek, Mü’minler nazarında önemli bir “sünnet-i me’sûre” (Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile güzîde eshâbından rivâyet sûreti ile öğrenilmiş meşhûr, doğru ve mühim haberler) dir. Lihye-i Şerîfe; (Sakal-ı Şerif) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in tıraş olduğu zamanlarda, yere düşmesin diye Eshâbı Kirâm tarafından büyük bir hürmetle toplanan ve özenle muhâfaza edilen saç ve sakalının kırpıntısından toplanan mübârek kıl veya kıllardır. “Lihye-i Saâdet” ve “Lihye-i Şerif” diye de bilinen Sakal-ı Şerif mübârek ay, gün ve gecelerde Müslümanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Hilye-i Şerif; Âhir zaman Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) mübârek vasıflarını ve güzelliklerini anlatan manzum (vezinli, kafiyeli düz söz, şiir) veyâ mensûr  (vezinsiz, kafiyesiz, rast gele dağıtılmış  sözlerden oluşan) eser. Günümüz ifâdesi ile, Rasûlüllah’ın yazı ile yapılmış portresi. Hırka-i Şerif, Hırka-i Saâdet: Âhir zaman Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) cübbesi. Kalın kumaştan yapılmış veya içi pamukla beslenmiş ceket uzunluğunda bir giyecek. Eshâb-ı Kiramın hepsi (Allah onlardan râzı olsun) Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) çok severdi. Bu sebeple O’nun (s.a.v.) bidirdiklerine göre yaşamaya gayret ederler, O’nun (s.a.v) hâtırası olan şeyleri muhâfaza ederek mübârek sayarlardı. İslâm tarihinin en cesur ve başarılı kumandanlarından, katıldığı bütün gazâlarda üstün başarılar elde etmiş bulunan Hâlid bin Velid (r.a.), Vedâ Haccı günü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tıraş olduklarında, mübârek saç ve sakallarından bir miktarını almış, üzerine sarığını sardığı “kalönsive” denilen tepesi sivri külahının arasına koymuş ve hayatı boyunca hep orada taşımıştır. Hayatının son anlarında, hasta yatağındayken katıldığı bütün gazâlardaki başarının sırrı sorulunca, “hayatı boyunca sarığının arasında şerfle taşıdığı Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) ait mukaddes emanetler olduğunu, bunlar başında bulunduğu müddetce Allahın yardımının dâima kendilerine eriştiğini söylemiştir. Arkadaşlarının haber verdiğine göre; Muhârabenin birinde çatışmanın çok şiddetli bir anında başından sarığı yere düşüp yuvarlanınca, içinde Rasûlüllah’ın (s.a.v.) mübârek saç ve sakal emâneti var diye, o kargaşa ânında kılıç sallamayı bırakarak sarığının peşine koşmuş, bulup başına giydikten sonra savaşmaya devâm etmiştir. SAKAL-I ŞERİFİ RİVÂYET EDEN SAHABİLER Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile beraber Vedâ Haccında bulunma saâdetini yaşamış, Mina’da Rasûlüllah’ın (s.a.v.) ihramdan çıkacağı zaman tıraş olduğunu, tıraş olmadan evvel Berber’e tıraşa nasıl ve nerden başlaması icâbettiğini ta’rif buyurduğunu görmüş ve iştmiş, tıraştan sonra da saç ve sakalının orada bulunan eshâbına taksim ettiğini ve bir kısmını da, Hazreti Talha ve Ümmü Süleym’e hitâben; “alın bunları halk arasında taksim edin” buyurduğunu işiten ve hâdiseyi rivâyet eden Eshâb-ı Kirâm hearâtının isimleri: 1-Berber: Ma’mer bin Abdullah (r.a.) 2-Berber: Haccâm (r.a.) 3-Berber: Hiraş bin Ümeyye (r.a.) 4-Halid bin Velid (r.a.) 5-Enes bin Mâlik (r.a.) 6-Ebû Talhâ (r.a.) Zeyd bin Sehl-i Ensârî-i Neccârî 7-Ümmü Süleym (r.a.) 8-Ebûbekir bin Ebî Şeybe (r.a.) 9-İbni Nümeyr (r.a.) 10-Ebû Küreyb (r.a.) 11-Hafs bşin Gıyâs (r.a.) 12-Muhammeb ibni Elmesennâ (r.a.) 13-Abdul A’lâ (r.a.) 14-Süfyan (r.a.) 15-İbni Ebi Ömer (r.a.) 16-Hişam bin Hassan (r.a.) 17-İbni Sîrîn (r.a.)...

SAKAL-I ŞERİF VE HIRKA-İ SAÂDET ZİYARETLERİNDEN RAHATSIZ OLANLAR

   Kendini her şeyi en iyi bilen, devrin en büyük İslâm âlimi gören, bir haddini bilmezin:“Peygamber sakalı öptürmek putperestliktir”. başlıklı yazısı, arşivimizde!    “Peygamber’in sakalının ziyârte açılıp öptürülmesinin putperestlik ve Allah’a şirk koşmak olduğunu” söylüyor  ve incilerine şöyle devam ediyor.    Tevhid mü’minlerine hitâbımdır. “Ecdatdan böyle gördük”şeklindeki müşrik sloganları ile Allah rızası ve Peygamber şefâatı kazanacağına inandırılan insanları, içine itildikleri bid’at ve gizli şirk kaosu ile başbaşa bırakıp, bana dokunmayan bin yaşasın, böyle gelmiş böyle gider nakaratları ile uyuşmayı, “yalnız sana ibadet ederiz” diyerek secdeye kapanan alınlara sürülmüş simsiyah bir leke olarak görüyorum”  deseler de!, Mukaddes emânetlerle saygı, onlarla teberrük ve ziyâret, Asr-ı saâdetten beri, başta Eshâbı Kirâm olmak üzere, Müslüman devlet adamları, vezirler, kumandanlar ve Müslüman ahâli tarafından devâm ettirilen güzel bir gelenek olup Kur’ân ve Sünnet hükümlerine uygundur.    Bu sebeple, bilinmelidir ki;  Peygamberlerimiz’e (s.a.v.) âit “Lihye-i Şerîfe ve Hırka-i Saâdet” gibi mübârek eser ve hâtıraları ziyâret ederek onlarla teberrük aslâ şirk ve bidât olmayıp, sağlam İslâmî kaynaklarda yeri olan güzel bir gelenek ve Allahın rızasını, Peygamber’in (s.a.v.) şefâatini kazanmaya bir sebep ve vesiledir. Allah-ü Teâla,  bu satırları yazan,  okuyan ve dinleyenleri; Hac Sûre-i Celîlesinde “ Emir budur! Her kim Allah’ın şeâirine  (Allah’a itâat etmeye alem kılınan, dinde hürmet edilmesi gereken şeylere) ta’zimde bulunursa, bilsin ki bu kalplerin takvâsındandır” buyurduğu takvâ ve hayra erdirdiği kullarından olmayı, bütün Enbiyâ-i Mürselîn aleyhimüsselâm hazarâtının ve husûsiyle Allah’ın son Peygamberi Muhammed aleyhisselâm’ın  mübârek eserleri ile  teberrük ederek, şefâatı uzmâsına nâil ve cennete Habîbine komşu olacak olanlardan eylesin.

Dini açıdan Sakal-ı Şerif ziyareti  
 
İsim
Email